Dizi

Punisher 2. Sezon DEV İNCELEME: Spoilerlı ve Spoilersız!

Punisher 2. Sezon DEV İNCELEME: Spoilerlı ve Spoilersız!
Emre

Netflix’in son ”kaydadeğer” Marvel dizisi olan Punisher, hem bu sebeple hem de ilk sezonunun verdiği gazla başına heves dolu şekilde oturduğum bir diziydi. Ve diziye dair kafamda oturttuğum tek ön yargısal soruyu ilk dakikadan itibaren defalarca olumlu cevapladığı için de kendisine teşekkür ediyorum. Soru ne miydi?

Artık karşımızda gerçek bir Punisher var mı?

Benim de içinde bulunduğum pekçok hayranın ilk sezondaki temel şikayeti, Daredevil’ın 2. sezonunda halihazırda eğilmiş olduğumuz ”Öldürmenin onuru” meselesini yeniden odağa yerleştirmesi ve sezona yaymasıydı. Bu elbette karakterin yapıtaşlarını oturtma bakımından önemli bir konu çerçevesi fakat görmek istediğimiz cezalandırma sahnelerinin önüne geçmesi asıl sıkıntıyı doğurmaktaydı. Artık bir konuda rahat olabilirsiniz ki 2. sezon istemediğiniz kadar Castle vahşeti, kan, aksiyon ve acımasızlık içeriyor.

Bu noktada bir diğer teşekkür kerografi ekibine gitmeli. Kesinlikle farkedeceğiniz üzere dopdolu dövüş ve çatışma sahneleriyle bezenmiş bölümler izliyoruz. Tempo bir an olsun kesilmiyor, her bölüm en az bir aksiyon sekansına yer vermeye gayret ediyor.

Öykü boyunca nefes almamıza bir an olsun izin verilmemesinin tek sebebi var. Sezon iki ana kötüye sahip ve ikisi de en az Punisher kadar vahşi, biçe biçe giden karakterler. Ki kurgu da buna göre kurulmuş, paralel ilerleyen iki hikaye arasında baş karakterlerimiz amansızca savrulmuş. Sanırım fragmanlarda bahsedildiği için kötüleri inceleyebiliriz.

the-punisher-1-e1547220637439

Kiminle Uğraşıyoruz?

Karşımıza çıkan ilk düşman eski bir isim. Geçen sezonda Frank’in ağzını bir yana burnunu bir yana dağıttığı Billy Russo. Kendisi gözlerini bir hastanede açmakta ve günden güne iyileşmekte. Lakin gördüğünüz gibi yüzü hiçbir şekilde iyileşemeyecek ve hayatı boyunca ”Kötülüğü dışa vurmuş” şekilde yaşamak zorunda. Psikolog Krista Dumont’un rehberliği altına giren Russo sezon içerisinde inanılmaz bir gelişim sergiliyor ve tam anlamıyla Jigsaw’a dönüşümünü zevkle izliyoruz. Anlayacağınız Russo’ya geçen sezon ısınmıştık, bu sezon hayran kalmaktayız.

Elbette yeni bir düşmanımız da var. John Pilgrim. Kendisi karmaşık bir karakter. İçinde fırtınalar kopan biri. Bu fırtınaya girmek istemiyorum zira dizi karakteri incelemek için tüm sezonu kullanmış ve belli ki bunu diziyi izlerken keşfetmenizi istiyor. Öyle ki fragmanlarda kendisinin kişiliği çok çarptırılmış, pekçok hazine diziye bırakılmış.

Russo’nun ilerleyişi pazarlama sürecinde kullanıldığı için rahatça bahsedebiliriz ama Pilgrim hakkında tek bir söz hakkımız var. John Pilgrim sezonun sonuna gelindiğinde bazılarınız için Frank Castle’dan daha haklı bir karaktere dönüşebilir. Empati duygunuz tavana vurabilir.

5b117833ebcbf

Belli ki karakter odaklı bir hikaye?

Aynen öyle. Castle’ın kişiliğinin tam anlamıyla istediğimiz noktaya oturduğunu söyledik, Russo ve Pilgrim’i de yeterince övdük. Ama bu kadar değil. Eski ve yeni pekçok yan karaktere de kıymet veren ve bu kıymeti çok doğru noktalarda kullanan bir dizi Punisher. Amy, Curtis, Krista ve spoiler edemeyeceğimiz birkaç eski karakter var ve her biri içine girip elinizde bir fenerle karanlık noktalarını ziyaret etmek isteyeceğiniz karakterizasyonlara sahip.

Amy sezonun öne çıkan karakterlerinden. Frank’in ölmüş kızına yakın bir yaşta. Haliyle Punisher’ın -sorgulanabilir- korumasının altına girdiği ilk andan sonuna kadar Frank Castle ile izlemesi keyif ve huzur veren bir ilişki içine girmekte. Öncelikle karakter hoş tasarlanmış. Ergen tavırları, sivri dili ve Frank’in tüm bu şeylere verdiği tepkiler çok doğal. Uzun zamandır Punisher’a ”Aksiyonun göbeğinden” çıkıp gelmemiş sıradan birinin eşlik etmesi Punisher’ın bir başka karakter parçasına daha destek sağlamış. Jon Bernthal’in muazzam oyunculuğuyla, kanlı bir yüzün arkasına gizlenmiş bir babanın duygularına erişebiliyoruz.

the-punisher-season-2_1547210747450

Hiç mi topallayan bir durum yok?

Birçok dizi gibi Punisher da çok fazla karakter içermesinin cefasını çekiyor ve ister istemez bazı karakterler zirveye oynarken bazıları sinir bozucu olmaktan ileriye gidemiyor. Dinah Madani. Kendisi geçen sezonda Russo’nun kuklası olmuş ve sezon finalinde kafasına bir kurşun yemişti. Belli ki ciddi bir psikolojik sıkıntı yaşamakta, vicdani sancılar çekmekte. Ama buna ne kadar ihtiyacımız var emin değilim. Senaristler biraz daha doğru yerlere kazıp değerli madenler çıkarabilirmiş, fakat şu haliyle sahneleri geçmekten kendinizi alamıyorsunuz. Kanun tarafını üstlenecek daha sağlam biri halihazırda varken Madani’ye ihtiyaç da kalmıyor aslında. Aynı görevleri pekala spoiler veremeyeceğimiz şahıs da üstlenebilirdi. (Spoilerlıda konuşacağız hepsini, rahat.)

Bir diğer sıkıntı da sezonun 13 bölüm olmasından kaynaklanıyor. Bazı meseleler çok sündürülmüş, başta heyecan vericiyken yavaş yavaş umursama barajının çok aşağılarına düşmüş. Son 4-5 bölüm inanılmaz finaliyle bu sıkıntıları gideriyor fakat o noktaya kadar birtakım mevzular can sıkıyor. Hazırsanız spoilerlı kısma geçelim ve detaylara dalalım.

the-punisher-season-2-frank-castle-1546531258

Doğru yerde, doğru zamanda

İlk bölümde, merkezinde yer aldığı kaostan sıyrılmayı başaran ve kafa dinlemek için yalnız bir şekilde ülkeyi turlayan Frank Castle karşılamakta bizi. Ortam hoş, kafalar rahat, Castle yara bere içinde kıvranmadan bir süre geçirmeyi başarmış. Tüm bu sakin tavırları bölüm boyunca koruyan Frank için işler barda tesadüfen şahit olduğu bir tacizden sonra değişiyor. 18 yaşında bir kız olan Amy’yi peşindeki adamlardan korumayı başarsa da arkasında ölülerden oluşan bir bar bırakan Frank Castle mevzunun derinlerine inmesi gerektiğine karar veriyor ve ilk 3 bölüm boyunca ardı arkası kesilmeyen bir aksiyonun içinde buluyoruz kendimizi.

Ciddi anlamda sert başlayan ve ilk üç bölümün finaline hakim olmuş karakol kurgusuyla içimizdeki heyecan esintilerini fırtınaya çeviren dizi bu noktada yeni yeni tanımaya başladığımız kötü adamımız John Pilgrim’i bir kenara bırakıp hikayesini New York’a taşıyor. Bu noktada aksiyon sahnelerini övmeden geçmek olmaz. Her biri kareografi bakımından sağlam ve coşkulu görünen pekçok çatışma ve dövüş sahnesi geçen sene arayıp bulamadığımız atmosferi nihayet ortaya koyuyor.

İlk üç bölümün sezonun geneline nazaran kendi içinde bir kurguya sahip olması ilginç bir tercih. Evet, bu hikaye ileride Billy Russo hikayesiyle paralel ilerleyip sonlanacak lakin başlangıç bölümleri içinde detaylı bir şekilde incelediğimiz ve hayatlarına girdiğimiz birçok karakteri sezonun devamında göremeyeceğiz. Frank Castle ile ilişkiye gireceği ayan beyan ortada olan Marlena ve karakol şefi Hardin’i birdaha görmememiz şaşırtıcıydı. E tabi Castle’ın asla düzenli bir ilişkiye sahip olmayacağını biliyoruz ama Marlena’nın akıbetinden bahsedilmeliydi diye düşünüyorum.

2

Eski ev, eski dostlar

New York’a dönüyoruz ve kadro tamamen yenileniyor. Frank ve Amy bir yandan fotoğraf ve ardındaki politik şantaj gizemini çözmeye çalışırlarken diğer yandan Billy Russo hastanesinden firar ediyor, yavaştan terör estirmeye başlıyor. Geçen sezondan hatırlayacağımız Dinah Madani ise Castle’dan Billy’i yakalamasını istiyor. Artık Frank Castle’ın başında iki büyük dert var ve kimsenin öldürmekle ilgili derdi yok. Karşımıza çıkmaya başlayacak olan şiddet festivaline sağlam bir zemin oluşturulduğu için memnun oluyoruz ve son ana kadar asla ara vermeyecek bir savaşın içine dahil oluyoruz.

Evet, şiddet fazlaca var. Ama anlamlı da olması gerekiyor. Elinde tabanca ve makinelilerle sağa sola sıka sıka giden bir adamla seyirci arasında bağ kurmak çok zordur. Punisher dizisi ise ilk sezonunda bu mevzuyu sadece Frank’in ölü ailesi üzerinden yaratılacak dramatik bir motivasyonla çözebileceğini düşünerek hata yapmış, empati olasılığı alçaklarda seyreden bir ilk sezon ortaya koymuştu. Artık dostlar çok daha önemli, tehdit çok daha büyük ve namlular hiç olmadığı kadar birbirine yakın.

6

Elbette bu ortamın yaratılması için sadece Frank Castle’a yeni motivasyonlar vermekle kalınmamış, aynı zamanda her bir yan karaktere de hatrı sayılır kıymetler verilmiş. Birkaçı hariç (onlara da geleceğim) hiçbiri sıkıcı değil, amaçsız değil, gerizekalı değil. Bu çok önemli. Dizinin sağlam adımlarla ilerlemesi gereken bir yol var ve her bir yan karakter buna katkı sağlamayı başarmış.

Amy hayata karşı tecrübesiz bir karakter. Bütün arkadaşlarını elindeki önemli birkaç fotoğraf dolayısıyla kaybetmiş ve bir bakıma çaresizce ölümü bekliyor. Frank Castle ile tanışıyor. Fakat o da karşısındakilerden çok farklı değil. Belki daha vahşi. Yine de iyi bir insanla beraber yola çıktığına çok geç ikna oluyor ve bu süreç Frank ile aralarında izlemesi keyifli, bununla beraber anlamlı bir ilişkiyi doğuruyor.

5

Geçen sezon boyunca ‘’Öldürmek ne kadar doğru?’’ sorusu üzerinde duran dizi artık tüm bu sıkıntısını aşmış ve Amy ile başlatılan yeni bir sorgulamayı önümüze sunmuş: ‘’Kimi öldürmek doğru, kimi değil?’’. Bu sefer soruyu incelerken öfleyip püflemiyoruz zira taktik değişmiş. Her gelenin başrole jenerik tavsiyeler verip geçtiği bir anlatımdan sıyrılıyoruz ve sorgulamayı karakterler üzerinden alt metne yerleştiriyoruz.

Bir diğer sağlam karakter Curtis. Curtis ilk sezonda da samimi bir kişiliğe sahipti. Artık tamamen bizden biri. Ben şahsen sezon boyunca onunla üzüldüm, onunla sinirlendim, onunla keyiflendim. Frank gibi bam bam ilerleyen bir karakterin yanında her zaman Curtis’e ihtiyaç var.

Gelelim sıkıntılı karakterlere. Dinah Madani ve Dr. Krista Dumont ciddi anlamda vakit ayrılmış iki karakter. Billy Russo’nun etrafında savrulan iki insan. Çok dertliler, aman aman ne dertliler. Sürekli duygusallar. Sıkıcılar. Tamam, sorunlarını anlayabiliyorum ama bunu anlamam için 2 bölüm yeterliydi. Önceki incelemede de bahsettiğim gibi 13 bölüme uzatılması için zorlanmış karakterler. Pekala sezon finalindeki görece tatmin edici kavgaları dizinin yarısında da sonuçlanabilirmiş. Pfff.

8

Billy Russo hafızasının ciddi bölümünü yitirmiş ve kendisini bu duruma sokan Punisher’ın kim olduğunu unutmuş durumda. Psikolog Krista ile aralarında özel bir ilişki var ve bu ilişki Russo’nun Jigsaw’a dönüşmesine yardımcı oluyor. Bu dönüşümü izlemesi keyifliydi, Ben Barnes da geçen sezondan tamamen farklı bir karakter oynamayı iyi becermiş.

Russo yanına benzer sorunlar yaşamış insanları toplayarak tamamen askeri disiplinle yönetilen bir soygun ekibi kuruyor ve bu noktaya kadar Punisher Pilgrim ile ilgilendiği için Russo’nun önüne pek sorun çıkmıyor. Fakat hala rüyalarında beyaz kuru kafalar görmeye devam ediyor. Nihayetinde Castle’ı üzerinde kuru kafalı çelik yelekle görünce tamamen çıldırıyor ve ikili beklediğimiz çatışmayı başlatıyorlar. Final kapışmasını çok erken görüyoruz aslında. Zira sezon finali ciddi anlamda Pilgrim’e ayrılmış. Yani asıl kötü olarak John Pilgrim düşünülmüş diyebiliriz.

1

Peki gerçekten bir kötü var mı?

John Pilgrim geçmişte kötü şeyler yapmış fakat tövbe edip hayatını ailesine adamış bir adam. Karısı hasta yatağına düşünce onu kurtaracak tek çarenin milyoner bilmem ne olduğunu biliyor ve istemeden de olsa bilmem nenin kölesi haline geliyor. Becerikli bir adam, Punisher’a yakın derecede iyi silah kullanıyor ve her şeyden önemlisi odaklanmış bir adam. Yer yer tanrıya sadık kalması gerektiğinin farkında, lakin karısını kurtarmak için gözünü karartması gerektiğini biliyor.

Pilgrim iç çekişmesi ilgi çekici bir şekilde işlenmiş derin biri. Saf kötülüğün yansıması asla değil. Hikaye de karakterin en çok Punisher kadar kötü bir adam olduğunu finalde açıklamış aslında. Fotoğrafları ele geçirmeye çalışan bilmem neyi öldürdükten sonra Amy ile birlikte arabaya binmeye hazırlanan Castle o sırada çocuklarını kurtarıp arabaya bindirmeye çalışan Pilgrim ile göz göze gelir ve dizi 13 bölüm boyunca vermek istediği mesajı vurucu bir anla seyircisine aktarır. Söz yok, veda yok, sadece bakışlarıyla her şeyi anlatan iki büyük oyuncu var. Mesaj ise şu: İyiler veya kötüler önemli değil, sadece ölmeyi hakedenler ve yaşamayı hakedenler var.

7

Jon Bernthal yine döktürmüş, Punisher rolüyle esip gürlemiş. Bu sefer kendisine at koşturabileceği daha geniş bir alan tanıyan senaristlere de özellikle teşekkür etmek lazım. Aynı şekilde John Pilgrim de hatırda kalacak kötü adamlardan olmuş.

Sağlam çatışma sahneleriyle, çok iyi, iyi ve görece iyi oyunculuklarıyla, sürükleyici kurgusuyla ve sıkmayan senaryosuyla ilk sezonunun asla gerisine düşmeyen, bazılarınız için önüne bile geçecek olan tertemiz bir sezon izlemiş olduk. Finalde malum ikonik Punisher karesiyle bitirmeleri de acımasız olmuş. Umarım karakter MCU içinde harcanmaz ve kendine yakışır bir yer bulur.

Elveda demeden önce araya kaynayan birkaç nota değinelim isterseniz.

  • Karen Page bir bölümlük Frank’i ziyaret etmiş ve gerçekten HİÇBİR işe yaramayarak veda etmiş. Ağzından, öncekilerden farklı tek bir cümle çıksaydı emin olun şikayet etmezdim.
  • Mahoney ve Turk de Daredevil’dan Punisher’a sıçramış sevdiğimiz karakterlerdendi. Kendilerini tekrar görmek cidden hoştu.
  • Müzik kullanımları muhtemelen Marvel-Netflix dizileri arasında en dolu olan sezon Punisher 2. sezonuydu. Çok fazla müzik kullanılmış ve her biri belli başlı senaryosal duyguları geçirmekte çok başarılı. Daredevil’ın koridor sahneleri gibi Punisher’ın şarkı listesine de tekrar tekrar göz atacağız gibi.
  • Ve tabii son bölümü özellikle övmem gerek. Benim için en iyi dizi finallerinden biriydi. Pekçok vurucu ve duygusal anın ardından son sahneyle birlikte coşku denizlerinde yüzmemeniz imkansız.

 

Yorum eklemek için tıklayın

Cevap Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dizi
Emre

Çizgi Roman ve kaynağı çizgi roman olan her şey canımız ciğerimizdir

Daha Fazla Dizi

vikingsheader2

Vikings 5. Sezon: Battle Royale İskandinavyası

Emre17 Şubat 2019
Marvel's The Punisher

Punisher SPOILERLI 2. Sezon İncelemesi: Hikayenin Derinliklerine İniyoruz!

Emre19 Ocak 2019
netflix-ottoman-rising-isimli-bir-mini-dizi-icin-hazirliklara-basladi-1541045264

Netflix’in İkinci Yerli Yapımı Ottoman Rising’ten İlk Detaylar!

Barış Çakır15 Ocak 2019
5E43C8F3-AB85-48B1-AF9A-62889F009D42

Game Of Thrones’un Yayın Tarihi Fragmanla Açıklandı!

Betül Karataş14 Ocak 2019
0196097E-4C2A-4560-A2DD-0FFB7C6DAE99

Hakan: Muhafız Kaç Sezon Olacak?

Betül Karataş13 Ocak 2019
jon-bernthal-returns-as-frank-castlethe-punisher-in-season-2-of-the-netflix-series

Punisher 2. Sezon Spoilersız İnceleme: Daha Sert, Daha Kanlı, Daha Punisher!

Emre12 Ocak 2019
punisherheader

Jigsaw Sahada: Punisher’ın 2. Sezonundan İlk Fragman Geldi!

Emre11 Ocak 2019
nihilizm

Rick And Morty Ve Bojack Horseman’ın Felsefesi Üzerine: Nihilizim

Baha Tan Oral6 Ocak 2019
763FD27B-5A48-464E-B582-8DB40D93EE4C

The Punisher’ın 2. Sezonu Ne Zaman Geliyor?

Betül Karataş5 Ocak 2019

Cizgiroman.com da bulunan tüm yazı, resim video ve içeriklerin telif hakları Cizgiroman.com a aittir. İzinsiz ve referans gösterilmeden paylaşılamaz.

Copyright © 2014 Cizgiroman.com Tüm Hakları Saklıdır.